2 Eylül 2021 Perşembe

Peh peh pöh...

    Hissetmiyorum. Bu daha güvenli. Hissetme yetisine sahibim. Sadece hissetmemeyi tercih etmeyi öğrendim. Bu garip oldu. Bunun nihai durum olduğunu düşünmüyorum, bunun değişeceğini ve hatta değişmeye mahkum olduğunu biliyorum, öğrendim. 

    Hatırlamıyorum tam olarak ne olduğunu ve nasıl olduğunu. Artık vaktiyle beni çok hırpalamış olan durumlar, olaylar ve kişiler aklıma gelmiyor. Aksi de olmuyor,hayatımın  doruk noktaları artık solmuş hatıralar. Bu hep böyle değildi. Bir zamanlar  bana herhangi bir şey hissettiren hatıralar ve hayaller, sara nöbeti gibi gelip aklımda dönüp dururdu. Bunun nasıl bir şey olduğunu da hatırlamıyorum. Hatırladığım, bir şeyler hissettiğim zamanlarda, duygu yoğunluğu ne kadar yüksek olursa yaşadığım andan -acı yada tatlı- o kadar çok tat alıyor olduğum. Yaşamak bu olmalı, bunu özledim ama artık rahat bırakıyorum insanları, acı da yok tatlı da, tuzlu da... 

Bazen düşünüp karar veremiyorum, insanları rahat ve kendi haline mi bırakmalı? Sanki öyle. Ama bir taraftan da öyle değil. Çünkü kayda değer hiçbir şey kendi halinde kalmakla meydana gelmez. Mesela arı köpeğimi kendi haline bıraksaydı da sonra aptal hayvan peşine takılmayıp, arıyı kendi haline bıraksaydı... Ağzından sokulup bir tarafı şiş somakla gezmeyecekti ve ben de buna tanık olmayacak ve bu salak köpeği bu kadar sevmeyecektim. Bu kayda değer bir şey mi?